Cuma , Kasım 9 2018
Son Dakika
Ana Sayfa / Konu Anlatımları / 8.Sınıf Konuları / 3. Ünite Konuları: / 3.ÜNİTE: MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ

3.ÜNİTE: MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ

ELEMENTLERİN SINIFLANDIRILMASI – PERİYODİK SİSTEM

ELEMENTLERİN SINIFLANDIRILMASININ TARİHSEL GELİŞİMİ

Doğada bulunan elementleri fiziksel ve kimyasal özelliklerine göre sınıflamak, bilimsel çalışmaları, elementlerin anlaşılmasını ve kullanımını kolaylaştırmıştır. Bununla ilgili;

  • İlk çalışmayı Johan Döbereiner 1829 yılında benzer özellik gösteren elementleri üçlü gruplayarak yapmıştır.
  • Dimitre Mendeleyev ve Meyer aynı dönemde birbirinden habersiz olarak elementleri benzer fiziksel özelliklerine göre sıralamıştır.
  • Henry Monseley elementleri proton sayısının artışına göre sıralamış, Gleen Seaborg tablonun altına iki sıra daha ekleyerek periyodik tabloya son halini vermiştir.
PERİYODİK SİSTEM
 
Elementler periyodiklik gösterecek şekilde düzenlenerek periyodik tablo (çizelge) oluşturulmuştur. Böylece çok sayıda elementi birer birer incelemek yerine, özellikleri birbirine benzeyenleri gruplandırıp, bu grupların özelliklerini öğrenmek daha kolay olmuştur.
PERİYODİK TABLO
  • Elementlerin artan atom numaralarına göre yatay sıralara,
  • Benzer kimyasal özelliklerine göre düşey sıralara yerleştirilmesi ile elde edilen çizelgeye periyodik tablo denir.
PERİYOT
Periyodik çizelgenin yatay sıralarına periyot denir. Periyot sayısı, o periyotta bulunan elementlerin enerji düzeyi sayısını verir. Buna göre 7 periyot vardır.
Periyodik çizelgenin;
  • 1.periyotunda 2 element,
  • 2. ve 3. periyotunda 8 element,
  • 4. ve 5. periyotunda  18 element vardır.
Bir periyotta soldan sağa gidildikçe;
  • Atom numaraları artar.
  • Elektron ilgisi artar (Elektron verme zorlaşır).
  • Her periyot bir metalle başlar (hidrojen hariç), bir soygazla biter.
GRUP
Periyodik çizelgenin düşey sıralarına grup denir. Grup numarası, o grupta bulunan elementlerin değerlik elektron sayısını verir. Buna göre aynı grupta bulunan elementlerin son enerji düzeylerindeki elektron sayısı eşit, kimyasal özellikleri benzerdir.
Periyodik çizelgede;

8 tane A grubu, 8 tane B grubu vardır.

Bir grupta yukarıdan aşağıya doğru inildikçe;

  • Atom numaraları artar.
  • Metal özelliği artar, ametal özelliği azalır.
  • Elektron ilgisi azalır.
1.grupta (1A) yer alan elementlerin elektron verme isteği çok yüksektir. Bunlara alkali metaller denir. (H hariç)
7.grupta (7A) bulunan elementlerin elektron alma isteği çok yüksektir. Halojenler adı verilen bu ametaller; flor (F), kolr (CI), brom (Br) ve iyot (I) tur.
8.grupta (8A) yer alan elementler ise kimyasal değişmeye istekli olmayan soy gazlardır.
Elementler fiziksel ve kimyasal özelliklerine göre; metaller, ametaller ve yarı metaller olmak üzere üç gruba ayrılır.
METALLER
 
Doğada bulunan elementlerin çoğunluğu metaldir. Örneğin; Berilyum (Be), Sodyum (Na), Magnezyum (mg), Alüminyum (Al), Potasyum (K), Kalsiyum (Ca), Cıva (Hg), Çinko (Zn) gibi.
Metallerin Özellikleri
  • Oda sıcaklığında cıva hariç hepsi katı haldedir.
  • Yüzeyleri parlaktır.
  • Isı ve elektriği iyi iletir.
  • İnce tel ve levha haline getirilebilir.
  • Bir iyonlaşma olayında daima (+) iyon verirler (katyon).
  • Ametallerle iyonik yapılı bileşikler oluştururlar. Kendi aralarında bileşik oluşturamazlar. Alaşımlar meydana getirirler.
AMETALLER
Elementlerin yaklaşık 20 tanesi ametaldir. Örneğin; Hidrojen (H), Azot (N), Klor (Cl), Fosfor (P), Karbon (C), Oksijen (O), Brom (B), Kükürt (S) gibi.
Ametallerin Özellikleri
  • Oda sıcaklığında katı, sıvı ve gaz halde bulunurlar.
  • Mat renklidirler.
  • Isı ve elektriği iyi iletmezler.
  • İşlenemezler. (Tel ve levha haline getirilemezler.)
  • Bir iyonlaşma olayında (-) iyon verirler (anyon)
  • Metallerle iyonik bileşikler, kendi aralarında ise kovalent yapılı bileşikler oluştururlar.
YARI METALLER
Bazı özellikleri metallere, bazı özellikleri ametallere benzeyen elementlerdir. Örneğin; Silisyum (Si), Arsenik (As) gibi.
SOYGAZLARIN ÖZELLİKLERİ
  • Atomları kararlı bir yapıya sahiptir.
  • Elektron alışverişi yapmazlar.
  • Genellikle bileşik oluşturamazlar.
  • Oda sıcaklığında gaz halinde bulunurlar
    ASİTLER VE BAZLAR
    Bilim insanları bazlarla asitleri ayıran bir tanım geliştirmişlerdir. Buna göre bir madde suda çözündüğünde;
    • Hidrojen iyonu (H+) nun miktarını artırıyorsa asit,
    • Hidroksit iyonu (OH) nun miktarını artırıyorsa baz,
    • Bu iki iyon miktarı eşitse nötrdür. Örneğin saf su nötrdür.
    Bazı Asitlerin Formülleri ve Adları
    HCI             : Hidroklorik asit (tuz ruhu)
    HNO3         : Nitrik asit (kezzap)
    H2SO4       : Sülfirik asit (zaç yağı)
    H2CO3       : Karbonik asit
    H3BO3       : Borik asit
    H3PO4        : Fosforik asit
    HCOOH      : Formik asit
    CH3COOH : Asetik asit (sirke asidi)
    Asitlerin Özellikleri
    • Yapılarında H+ iyonu vardır.
    • Sulu çözeltileri elektrik akımını iletir.
    • Sulu çözeltilerinin (seyreltik) tadı ekşidir.
    • Mavi turnusol kağıdını kırmızıya çevirirler.
    • Metallere etki ettiği için metal kaplarda korunamazlar.
    • Yakıcı, parçalayıcı birleşikler olduğundan dikkatli kullanılmalıdır.
    • Vücudumuzda ve bazı besinlerde de; mide  özsuyunda (Hidroklorik asit), sirkede (Asetik asit), Elmada (Malik asit), limonda (Sitrik asit) ve gazozda (Karbonik asit) seyreltik halde bulunur.
    • İlaç ve boya sanayinde kullanılır.
    • Bazlarla birleşerek tuzları meydana getirirler ve iletkenlik dışındaki bütün özelliklerini kaybederler.
    Bazı Bazların Formülleri ve Adları
    NaOH     : Sodyum hidroksit (sud-kostik)
    KOH       : Potasyum hidroksit (potas-kostik)
    Ca(OH)2 : Kalsiyum hidroksit (sönmüş kireç)
    Al(OH)3 : Alüminyum hidroksit
    NH3        : Amonyak (kuru baz)
    NH4OH  : Amonyum Hidroksit
    Bazların Özellikleri
    • Sulu çözeltileri elektrik akımını iletir.
    • Sulu çözeltilerinin tadı acıdır.
    • Kırmızı turnusol kağıdını maviye çevirirler.
    • Sulu çözeltileri ele kayganlık duygusu verir.
    • Metallerin büyük kısmına etki etmezler.
    • Sabun ve diğer temizlik maddelerinde baz vardır.
    • Asitlerle birleşerek tuz ve su oluştururlar. (NH3 hariç) ve elektrik iletkenliği dışındaki özelliklerini kaybederler.
    Asit özelliği sağlayan H+ iyonunun miktarının ölçüsüne pH denir. 25 oC’de pH, 0 ile 14 arası değerler alır. Bir maddenin pH’si;
    • 0 ile 7 arasında ise asit,
    • 7 ise nötr,
    • 7 ile 14 arasında bazdır.
    • 7’den küçüldükçe asitlik kuvveti, 7’den büyük değerler aldıkça bazlık özelliği artar.
     
    ASİT YAĞMURLARI
    Bazı kimyasal maddeler havaya karışarak canlılara zarar verir, hatta ölümlerine neden olur. Petrol ve kömür gibi fosil yakıtların kullanıldığı ev ve fabrika bacalarından ve taşıtların egzoz borularından havaya karışan kükürt dioksit (SO2) ve azot dioksit (NO2) gazları çevre ve insan sağlığı bakımından oldukça zararlıdır. Bu gazlar rüzgarla taşınıp yağmurla karşılaşınca su ile tepkime verir ve Hiyonları oluşturur. Bu şekilde oluşan asit yağmurları bitki örtüsü ve tarihi eserler için büyük tehlikedir.
    Fosil yakıtların yanması sonucu ortaya çıkan gazlar havadaki başka kimyasal maddelerle tepkimeye girdiklerinde, gözlere ve solunum yollarına zarar verir, kalp ve akciğer hastalıklarına neden olur.
  • KİMYASAL TEPKİMELER
    Maddeki değişim; fiziksel ve kimyasal değişme olmak üzere iki şekildedir.

    Fiziksel Değişme
    Maddenin;

    • Rengi, kokusu, tadı
    • Katı, sıvı veya gaz halinde bulunması,
    • Esnek veya berk (sıkı) olması,
    • Isı ve elektrik iletkenliği gibi özelliklerinin değişmesi fiziksel değişmedir.
    Kimyasal Değişme
    Bir maddenin diğer maddelerle etkileşebilme özelliğine kimyasal özellik denir.
    Maddenin kimyasal özelliklerinin değişerek yeni madde oluşmasına kimyasal değişme denir.
    Maddelerdeki kimyasal değişme süreci kimyasal tepkime olarak adlandırılır.
    KİMYASAL TEPKİME TÜRLERİ
    Hayatımızın her alanında canlıların birçok kimyasal tepkime meydana gelmektedir. Yanma tepkimeleri de bu tepkimelerden biridir.
    Yanma Tepkimeleri
    Bir maddenin oksijen gazı ile tepkimeye girerek yeni bir ürün meydana getirmesi tepkimelerine yanma tepkimeleri denir. Günlük yaşamda kullandığımız yanma kavramı, yanma tepkimelerini tam olarak kapsamamaktadır. Kömürün oksijen gazı ile tepkimesi yanma tepkimesi olduğu gibi, demirin oksijen ile tepkimesi de yanma tepkimesidir. Canlıların vücudunda meydana gelen besin maddelerinin oksijen gazı ile oluşturduğu tepkime de yanma tepkimesidir.
    1. Hızlı yanma
    -Yanma olayı çok hızlı bir şekilde meydana gelir.
    -Yanma olayında ateş görülür.
    -Kömürün, odunun, kağıdın, LPG ve doğal gazın yanması örnek verilebilir.
    -Hızlı yanmaya alevli yanma da denir.
    -Yanma olayının gerçekleşmesi için yakıt, oksijen ve tutuşma sıcaklığı gereklidir.

    Hızlı Yanmaya Örnekler
    C + O2 → CO + ısı   (Karbon oksijenle yanması)
    2H2 + O2 → 2H2O + ısı  (Hidrojen oksijenle yanması)
    CH4 + 2 O2 → CO2 + 2 H2O + ısı  (Metan oksijenle yanması)
    C2H6 + 7/2 O2 → 2CO2 + 3 H2O + ısı  (Etan oksijenle yanması)
    C2H5OH + 3 O2 →  2 CO2 + 3 H2O + ısı  (Etil alkol oksijenle yanması)
    C3H8 + 5 O2 →  3 CO2 + 4 H2O + ısı  (Protan oksijenle yanması)
    C4H10 + 13/2 O2 →  4 CO2 + 5 H2O + ısı   (Bütan oksijenle yanması)
    C4H10O3 + 5 O2 →  4CO2 + 5 H2O + ısı
    C10H8 + 12 O2 →  10 CO2 + 4 H2O + ısı
    2 CH3NO2 + 1/7 O2 → 2 CO2 + 3 H2O + 2 NO+ ısı
    C2H5SH + 9/2 O2  → 2 CO2  + 3 H2O + SO+ ısı
    C6H6 + 15/2 O→ 6 CO2  + 3 H2O + ısı   (Benzen oksijenle yanması)

    2. Yavaş yanma
    -Yanma olayı sırasında alev oluşmaz.
    -Demirin paslanması, gümüşün paslanması, solunum olayı yavaş yanmadır.

     
    Yavaş Yanmaya Örnekler
    2 Fe + 3/2 O2 →  Fe2O+ ısı ( Demirin paslanması)
    C6H12O6 + 6 O2 → 6 CO2 + 6 H2O + ısı (Solunum olayı)
    Asit – Baz (Nötrleşme) Tepkimeleri
    Asit ve bazlar uygun koşullarda bir araya geldiğinde asit ve baz, kimyasal değişim sonucunda tuz ve su gibi yeni maddelere dönüşür. pH değeri 7’den küçük olan asitler, pH değeri 7’den büyük bazlarla bir araya geldiğinde pH değeri 7 olan nötr haldeki tuz ve suya dönüştüğü için bu tepkimelere nötrleşme tepkimeleridenir.

    KİMYASAL TEPKİMELERDE KÜTLE KORUNUMU
    Kimyassal tepkime sonucunda maddenin bir çok özelliği değişmektedir. Fakat kimyasal tepkimeler sonucunda yeni atom oluşmadığından hatta atomların toplam elektron sayısı değişmediğinden kütle korunmaktadır. Tepkimeye girenlerin toplam kütlesi, ürünlerin kütleleri toplamına eşittir.

    TÜRKİYE’DE KİMYA ENDÜSTRİSİ
    Çok fazla sayıda ürün yelpazesine sahip olan kimya sektörü, ülkemizde ithalata bağımlı durumdadır. Kullanılan ham maddenin yüzde 70’i ithal edilmekte, %30’u ise yerli üretimle karşılanmaktadır.

    Türk kimya endüstrisi, ağırlıklı olarak petro kimya, sabun, deterjan, gübre, ilaç, boya-vernik, sentetik elyaf, soda gibi çeşitli kimyasal ham madde ve tüketim ürünlerinin üretiminin gerçekleştirildiği tesislerden oluşmaktadır. Sektörde faaliyet gösteren firmaların önemli bir kısmı küçük ve orta ölçekli işletmeler olmakla birlikte, büyük ölçekli firmalar ile çok uluslu şirketler de faaliyet göstermektedir. Kimya sektöründe ithalatın oranı ihracattan daha fazladır.

    Kimya endüstrisi çok geniş alandan oluşan bir sektör olduğu için çok çeşitli meslek dallarından kişiler bu alanda çalışmaktadır. Petrokimya ve diğer kimyasal elementlerin rezervlerinin keşfedilip çıkarılması ve işlenmesi sürecinde maden mühendisliği, petrol mühendisliği, kimya mühendisliği gibi yüksek öğrenim gerektiren mesleklerin yanında bu alanda birçok teknik eleman da görev yapmaktadır.

  • Kadir Yapıcı, Fen Hocası 

Check Also

MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ

Periyodik Tablo: Elementlerin artan atom numaralarına göre sıralandıkları çizelgeye periyodik tablo denir. Periyodik tabloda elementlerin ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

istanbul escort-